Büyükelçi kitabı ve Hitler Türkiye’ye neden saldırmadı

Bundan sonra beğendiğim kitaplar hakkında kısa yazılar yazmaya çalışacağım. Bu yıl beni en çok etkileyen kitap “Büyükelçi” oldu, Emir Kıvırcık (kendisi Behiç Erkin’in torunudur) tarafından yazılan kitap daha çok Behiç Erkin’in hayatı ve anıları çerçevesinde geçiyor.

Hitler Almanya’sının II. Dünya Savaşı’nda Fransa’yı işgal etmesiyle, Fransa’daki 10.000 e yakın Türkiye asıllı Yahudiyi Türkiye’ye getirmek gibi, o zamanın şartlarında imkansız görünen bir işi başarmıştır.

Fransa’ya gelmesinden itibaren iyi bağlantılar kuran Behiç Erkin’in elçilik öncesindede başarıyla yürüttüğü görevler oldu. I. Dünya Savaşı sırasında lojistikten sorumlu olan Behiç Bey bu görevi oldukça iyi yerine getirmiş olcak ki, Almanya’nın en üst düzey nişanlarına layık görülmüştür.

Uzun yıllar önce Fransız vatandaşlığına geçmiş birçok Yahudi, Fransa devletinin Almanya’ya teslim olmasının yarattığı panikle Türk Büyükelçiliği’ne gelmeye başlamıştı. Bu insanlar Türkiye’nin vatandaşlıklarını kaybetmemeleri için çıkarttığı tüm yasalara duyarsız kalmışlar ve Türk kimliğine itibar göstermemişlerdi. Almanlar gelene kadar Türk Yahudisi olmaktansa Fransız Yahudisi olmayı tercih etmişlerdi. Başkatip Fatin Rüştü Zorlu, Behiç Bey’e gelerek ne yapılması gerektiğini sordu. Behiç Bey tereddüt etmeden “Her kim, gerek Osmanlı gerekse Türkiye Cumhuriyeti’ne ait kimlik, belge ya da tapu ibraz ederse, vatandaşlık başvurusu doldurup vatandaşlık ilmühaberi kağıdı verin.” bunun üzerine Fatin Bey “Hiç belgesi olmadığı gibi tek kelime Türkçe bilmeyen, ama babasının, dedesinin uzun yıllar önce bizim topraklarımızda yaşadığını iddia eden birçok Fransız var aralarında!” dedi. Bunun üzerine “O zaman 6 kelime ezberlesinler kafi :’Ben Türküm, akrabalarım Türk topraklarında yaşıyorlar.’ bunu ezberletin ve verin gereken evrakları.”

Alıntılar

Almanlar General Huntziger başkanlığındaki Fransız delegasyonuyla 25 Haziran 1940 günü imzaladıkları mütarekeyi, 1918’de, savaşı kaybettiklerine dair kendilerine imzalatılan antlaşma ile aynı yer olan Retheondes Ormanı’nda ve daha da ileri giderek aynı vagonda imzalatmışlardı. Adolf Hitler kısa bir süre için vagona binmiş, sonra ayrılmış, mütarekeyi ise generaller imzalamıştı.

Diplomasi iki ucu çok keskin bir bıçak gibidir, çok dikkatli olmak, iyi planlamak, en iyi zamanı seçmek ve karşındakine hiç koz vermemek lazım. Yoksa o bıçak döner seni keser.

Şu içinde bulunduğumuz duruma bakınız. Almanlar ve Fransızlar Hıristiyan dinine mensupturlar, Musevi tebaamız da Yahudi dinine mensupturlar. Sen Hıristiyanlar kalk, Yahudi’nin malına mülküne, canına göz koy, Allah’ın Müslüman kulu Behiç efendi olanları engellemeye çalışsın. Cenabı Hakkın şu taktirine bakınız!!!

Behiç Erkin kararını verdi ve her hafta düzenli görüştüğü Fransa Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Rochat’a konuyu açtı: “Ben ülkesine dönmek isteyen vatandaşlarımı Türkiye’ye göndermek istiyorum. Bunun organizasyonu için sizden bana yardımcı olmanızı istiyorum”

Hitler Türkiye’ye Neden Saldırmadı?

Hitler Türkiyeye neden girmedi? Rusya’dan korkmadı da, işgal ettiği on küsür devletten korkmadı da neden bize gelince durdu ve yaklaşmama vaadinde bulundu. Unutmamak gerekir ki, kapı komşumuz Yunanistan 41 yılında teslim oldu. Yani neredeyse 1.5 yıldır Almanlar bize saldırmadı. Elbette korkmadılar, ama nedern durdular? Bunu düşünüp dururum. Seçenekler fazla değildir.

  1. Biz Birinci Umumi Harp’te Almanya’nın en önemli müttefikiydik. Ordumuzun en üst kademelerine Enver Paşa Alman subaylarını yerleştirmişti. Bu bir sebep olabilir miydi? Belki, ama zayıf ihtimal.
  2. Bütün dikkatini işgal altında tutmaya çalıştığı topraklara verip en önemli cephe olarak Rusya’yı görüyor olabilir. Rusya savaşmak için çok büyük ve zorlu bir düşman. Sonunda ordu demek asker demek, asker ise netice itibarıyla makinede üretilmiyoor, miktarı belli. Türkiye bugüne kadar topraklarına göz diken her düşmanın tepesine kenetlenip var gücüyle binmiştir. Bunu bizim ordumuzda komutanlık yapan Almanlar sebebi ile zaten Almanya, herkesten daha iyi biliyor. Kolay lokma değiliz netice itibarıyla. Bizle savaşırsa vereceği asker zaiatı büyük olabilir, matematiksel olarak bunu da istemiyor belki Hitler.
  3. Bizim her halükarda müttefiklerin lehine svaşa katılmamızı, hiç ama hiç istemiyordur. Bu sebepten dolayı saldırıp karşısına da almak politik bir strateji olarak yanlış olur. Hiter bunun da hesabını yapıyordur.
  4. Korkmuyor, ama saldırmıyor, saldırmayacağım diyor, 1.5 senedir de sözününde duruyor, bu saldırmazlık antlaşmasını Türkiye kabul ediyor, böylece Müttefik kuvvetlerin Türkiye’ye bozulmasını sağlıyor. Çok akılllıca çok! Müttekikler Türkiye’ye bozulunca, aslında onların saflarında Almanya’ya karşı savaşa girmemizi de engelleiyor Hitler. Hitler bu antlaşmayla büyük bir hamle yapıyor aslında. Hem bize saldırıp ordusunun bölünmesi ve güç kaybetmesi riskini bertaraf etmiş oluyor, hemde bizim anlaşmayı kabul etmemizle, müttefik güçlerle aramızı bozup, bizi karşısına alma riskini bertaraf etmiş oluyor. İşte bu çok akıllıca ve bana en mantıklı gelen sebep bu.